Yüzyıllardır masallara, efsanelere ve hatta komplo teorilerine konu olan “genç kan ile gençleşme” fikri, modern bilim laboratuvarlarında yeniden gündeme geldi. NIVEA markasının sahibi Alman kozmetik devi Beiersdorf AG tarafından yürütülen kapsamlı bir araştırma, genç kan serumunun yaşlanan cildi yenileyebilecek biyolojik süreçleri tetiklediğini gösterdi.
Araştırma ekibi, daha önce 2005’te Kaliforniya Üniversitesi ve 2010’da Stanford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan “heterokronik parabiyoz” deneylerinden ilham aldı. O çalışmalarda genç farelerden alınan dokular, yaşlı farelerde doku onarımını hızlandırmıştı. Ancak mekanizma tam olarak anlaşılamamış ve yöntem insanlar üzerinde uygulanabilir hale getirilememişti.
Beiersdorf bilim insanları, bu engeli aşmak için “mikrofizyolojik sistem” adı verilen, “organ-on-a-chip” teknolojisine dayalı bir yöntem geliştirdi. Bu sistemde, insan organlarını taklit eden 3 boyutlu doku modelleri, mikrokanallar aracılığıyla birbirine bağlanarak kan benzeri sıvı akışı ve biyolojik sinyaller kontrollü şekilde taklit edilebiliyor.
Çalışmada iki model kullanıldı: İlki, epidermis ve dermis tabakalarını da içeren, gerçek insan derisine yakın yapıda bir cilt modeli. İkincisi ise kan hücrelerinin üretiminden sorumlu kök hücreleri barındıran bir kemik iliği modeli. Daha sonra, 30 yaş altı bireylerden alınan genç serum ve 60 yaş üstü bireylerden alınan yaşlı serum bu sistemde dolaştırıldı.
Sonuçlar dikkat çekiciydi. Genç serum, kemik iliği modelindeki hücreleri, doku onarımı ve hücre yenilenmesiyle bağlantılı 55 farklı protein üretmeye yönlendirdi. Bu proteinlerden yedisi, cilt hücrelerinde doğrudan yenilenme sürecini başlatıyor; hücre çoğalmasını artırıyor, biyolojik yaş göstergelerini düşürüyor ve enerji üretim kapasitesini iyileştiriyordu. İlginç olan, genç serumun bu etkileri doğrudan cilde değil, kemik iliği üzerinden gerçekleştirmesiydi. Yani cilt yenilenmesi, kemik iliğinin gönderdiği biyokimyasal sinyaller sayesinde tetikleniyordu.
Bulgular, anti-aging pazarında yeni bir sayfa açabilecek potansiyelde. Halihazırda PRP (Platelet-Rich Plasma) gibi kan bileşenlerinden yararlanan tedaviler mevcut olsa da, genç kemik iliğinden elde edilen proteinlerin topikal kozmetik ürünlerde kullanılabileceği ihtimali sektörde büyük ilgi uyandırıyor.
2032’ye kadar 381,2 milyar dolar büyüklüğe ulaşması beklenen yaşlanma karşıtı pazarın bu araştırmayla daha da büyümesi bekleniyor.
Bu çalışma, bir zamanlar masal sayılan genç kan efsanesine bilimsel bir zemin kazandırırken, gelecekte kozmetik raflarında bambaşka ürünlerin yerini alabileceğinin sinyalini veriyor.
