ABD’ye yapılacak seyahatlerde güvenlik taramasının kapsamı genişliyor. ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu (CBP), ülkeye giriş yapan ziyaretçilerden son beş yıla ait sosyal medya geçmişini paylaşmalarını zorunlu kılabilecek yeni bir düzenleme önerdi. Bugüne kadar yalnızca vize başvurularında gündeme gelen bu uygulama, şimdi vizesiz seyahat hakkına sahip milyonlarca turisti de etkileyebilir.
Söz konusu teklif, Vize Muafiyeti Programı’na dahil 42 ülkenin vatandaşlarını kapsıyor. Yani ABD’ye vizesiz giriş hakkı olan turistlerin, artık yalnızca pasaport ve ESTA başvurusuyla değil, son yıllara ait dijital ayak izleriyle de değerlendirilmesi gündemde. Türkiye gibi vizeye tabi ülkeler için henüz resmi bir düzenleme yok ancak diplomatik kulislerde, benzer şartların vize sürecine de entegre edilebileceği uzun süredir konuşuluyor.
Halihazırda sosyal medya hesaplarını paylaşmak isteğe bağlı. Ancak teklif kabul edilirse, ziyaretçilerin bir dönem aktif olarak kullandıkları tüm sosyal medya platformlarını bildirmesi şart haline gelecek. Bununla da sınırlı değil:
- Son 10 yılın e-posta adresleri,
- Anne, baba, eş, kardeş ve çocuklara ilişkin kimlik bilgileri,
- Daha ayrıntılı kişisel beyanlar
gibi oldukça geniş bir veri setinin talep edilmesi planlanıyor. Kısacası düzenleme, yalnızca bir güvenlik sorgusundan ziyade kişisel geçmişin derinlemesine taranmasına kapı aralıyor.
Nihai Karar Değil, Bir Tartışma Metni

ABD İç Güvenlik Bakanlığı, bu teklifin kesinleşmiş bir karar olmadığının altını çizerek sürecin güvenlik politikalarını geliştirmeye yönelik bir fikir alışverişi aşamasında olduğunu belirtiyor. Özellikle geçen ay Şükran Günü öncesi yaşanan saldırının ardından güvenlik protokollerinin gözden geçirilmesi gündeme gelmişti. Bu teklif de o tartışmaların bir parçası olarak öne çıkıyor.
Dikkat çeken bir diğer nokta ise düzenlemenin, 2026 Dünya Kupası’na yalnızca altı ay kala masaya yatırılması. ABD, Kanada ve Meksika’nın ortak ev sahipliğinde gerçekleştirilecek turnuvada milyonlarca turistin ülkeye giriş yapması bekleniyor. Bu nedenle güvenlik kurumları, kalabalık etkinlikler öncesi risk profilini genişletme eğiliminde.
Şu an için bağlayıcı bir karar yok; ancak teklifin kapsamı, ABD’nin ziyaretçi güvenlik politikalarında daha katı bir döneme girilebileceğinin güçlü bir işareti olarak değerlendiriliyor. Hem dijital kimlik hem de aile bilgilerinin talep edilmesi, tartışmaların yalnızca güvenlik değil, mahremiyet ve kişisel veri hakları boyutunda da büyüyeceğini gösteriyor.
